"Süleyman Çelebi'nin Mevlidi Kur'an'da yok"...
Zekeriya Şahin

Zekeriya Şahin

Editör/Başyazı

"Süleyman Çelebi'nin Mevlidi Kur'an'da yok" da ne demek? Kur'an'da var diyen mi var?

22 Nisan 2019 - 14:01

Merhaba Alternatif Gazete okuyucuları,

On iki ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in yaklaşmakta olduğu günlerdeyiz. Rabbimden ülkemize milletimize ve İslam âlemine ağız tadıyla bir Ramazan diliyorum.

Ne var ki çok hızlı gelişen ve değişen gündemlerden bir türlü fırsat bulamadığım; ne zamandır da ele almak istediğim bir konuyu daha fazla bekletmeden izninizle sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir asra yakın hayatımızı idame ettirdiğimiz güzel ülke Fransa’mız başta olmak üzere bizim kültürümüz, dinimiz inancımız gelenek göreneğimiz tüm Avrupa’da, gerek festivallerle gerek kermeslerle vb. yaşatılmaya çalışılıyor. Türk örf, adet ve gelenekleri canlı tutulmaya çalışılıyor.

Bu doğal etkinliklerden rahatsız olan sonradan görmeler olabilir… Bu aziz milleti asimile edemedikleri için bir kısım fanatik tarafından karşı çıkanlar da olabilir. Fakat bilhassa Türkiye’de program program dolaşarak «Kur’an’daki İslam» adı altında toplumun kafasını karıştırmaya yönelik münafıklık yapmak da neyin nesi?

Kime hizmet ediliyor böyle yapmakla?

“Süleyman Çelebi’nin Mevlidi Kur’an’da yok” da ne demek? Kur’an’da var diyen mi var?

Bu millet neyin nerede olduğunu bugün mü biliyor? Beş asırdan beri Mevlid okuyan ecdat âlim ulema bilememiş de siz mi biliyorsunuz? Bu fitneyi çıkartanlar eğer art niyetli değilse bilsinler ki, Asya’da 20. Yüzyılda asimile edilmeye çalışılan iki yüz milyonluk Türk dünyası bu mücadeleyi dillerde ve gönüllerde yok edemedikleri Mevlid sayesinde alt etmişlerdir. Yoksa sizin amacınız bu gönül ilhamını ortadan kaldırarak geçen asırda yapılamayan asimilasyonu bu hinlikle gerçekleştirmek midir? 

Bu gelenek görenekleri yaşatan günümüzün STK’ları sayılan tekkelere dergâhlara “Kur’an” kelimesini kalkan yaparak saldırmak hakaret etmek, dil uzatmak laf söylemek akıllara bu alçak niyeti getirmektedir.

“Allah” diyen Allah’ı zikreden bu kurumlar sizi niye bu kadar rahatsız ediyor? Katılmak zorunda değilsiniz! Ama eğer zerrece imanınız varsa görmediğiniz bilmediğiniz bu kurumlar hakkında yolsuzluk hırsızlık yapılıyor diyerek para toplanıyor cebe atılıyor gibi iftira atamazsınız. Burada da amaç bu kurumları yaşatmak değil yaşatmamaya dönük iftiradır…

Dininin yaşaması için, inancı için gönüllü para vermek ne zamandan beri horlanır oldu? İşte Notre -Dame Katedralinin yeniden ihyası için binlerce Hıristiyan nasıl gönüllü oldu… Demek ki insanlar inancı için elini cebine atıyormuş değil mi? Sizde inanç yoksa inancı olanlara mı kastınız?

Bakın size şunu söyleyeyim…

Bu asil milletin 2200 küsur yıllık devlet geleneği var. Bizim 16 devlet kurma tecrübemiz var. Mimarimiz, Edebiyatımız, sanatımız, şarkılarımız, türkülerimiz var. Milli ve dini bayramlarımız var. Bizim yazılı ve sözlü kültür pınarlarımız var… Siz bu kültür pınarlarından ya habersizsiniz ya da bu pınarların kurumasını isteyen hainlerin oyununa geliyorsunuz.

Biz kültürümüzü dinimizi inancımızı coşkumuzu çocuklarımıza nasıl aktaracağız?  FETO denen alçak hain terörist bir yandan, risalelerden başka hiç bir şey okumayanlar, öğrenmeyenler diğer yandan, “Kur’an’daki İslam” diyerek bütün geleneksel Müslümanlığımızı milli manevi değerlerimizi yok etmeye çalışanlar öte yandan ezbere, “Batılılaşacağız” diyenler beri yandan Türkiye’yi parçalamak isteyenlerin değirmenine su taşımıyorlar mı?

Değerli okuyucularımız,

Her türlü farklılıklara rağmen bir arada kardeşçe yaşama irademiz ve tecrübemiz var. Yaşayış tarzımız, inançlarımız, mezhebimiz, meşrebimiz farklı olabilir; bu bir zenginliktir, güzelliktir. Bunun zarar görmesine, yok edilmesine izin vermemeliyiz.

Ne mutlu ki “ne yaparsanız yapın, hangi başlıkları atarsanız atın, Türkiye dimdik ayaktadır, güçlenerek de yoluna devam edecektir. Türkiye'nin bekası, vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği her türlü politik hesabın üstündedir. Ülkenin bekasını ilgilendiren konularda siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyup 82 milyonla Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz" diyen bir başkana sahibiz. Bu millet Recep Tayyip Erdoğan’ı işte bu yüzden çok seviyor.

 

Avrupa’daki Türkler olarak Türkiye siyaseti ile yakından ilgileniyor olsak da Mayıs ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sırf Ermenilerin oyunu alabilmek için sözde soykırım safsatasını kullananlara ders vermek açısından seçimlere katılalım.

Bizim menfaatlerimize uygun olan partilere destek verelim. Nitekim Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu her fırsatta gerekli cevabı veriyor:

«Tarihi siyasallaştıran tüm girişimler gibi İtalyan Temsilciler Meclisi’nin bu kararı da yok hükmünde. İtalyan Meclisinin, yabancı düşmanı Lega Partisi’nin AP seçimlerindeki oyunu artırmak maksadıyla sahnelediği oyuna alet olması kabul edilemez.»

«Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “24 Nisan” kararnamesi AİHM ve Fransız Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını açıkça ihlal ediyor.»

«Macron seçim kampanyasında Ermenilere verdiği sözleri yerine getirmeye çalışarak yine popülizm yapıyor. Önce kendi karanlık tarihine baksın. Ruanda soykırımından bu yana çeyrek asır geçti.»

Sayın Çavuşoğlu’nun bu uyarılarına misillemede bulunurcasına Macron’un terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG güdümündeki sözde SDG heyetini kabul etmesini de kınıyoruz.

Biz de bu iddialara cevap vermek ve Türkiye’nin haklılığını desteklemek amacıyla siyasal olarak güçlü olmalıyız. Seçimlerde oy kullanarak bunun hesabını sormalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle mübarek Ramazan-ı Şerîf’inizi tebrik ediyorum, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, esenlikler diliyorum.

Bu yazı 193 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar