Niçin dünya vatandaşı olmalıyız?
Erdinç Üstündağ

Erdinç Üstündağ

Psikoloji ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Niçin dünya vatandaşı olmalıyız?

22 Nisan 2019 - 14:21

“Göğe direk, denize kapak olmaz”

Dünya vatandaşlığı ne demektir? İnsan psikolojisiyle ne ilgisi vardır?
Rahmetli Barış Manço’nun ünlü şarkısını hatırlarsınız. 
“Hemşerim memleket nere?” diye soruyor ve kendisi cevap veriyordu: “Dünya benim memleket”
Televizyonlardaki gezginlerin yaptığı programlar Dünyanın dört bir yanını ayağınıza getiriyor. Dünyada turizm gelirleri ülkelerin en önemli gelirleri arasında bulunuyor. 
Dünya ülkeleri birbirlerine konsolosluklar açıyor. Kendi ülkesinin vatandaşlarının hizmetini orada da yerine getirmek için. 
İnternet ve uydu yayıncılığı sayesinde dünyanın bir köşesinde bir olay olduğunda diğer köşesinde anında duyuluyor. Bu bilgi teknolojileri sayesinde artık dünya küçük bir köy oldu. 
Tanımlama şöyle:
Dünya vatandaşlığı, hiçbir mekâna bağlı kalmadan yeryüzündeki tüm insanları ırk, dil, inanç vb. gözetmeden bu dünyanın bir bireyi olarak görmek ve onunla iletişim kurabilmek için kendini hazırlamak. 
Bunun için kendi kültürünü, tarihini, milletini, inancını reddetmene gerek yok dostum. 
Herkes kendi bireysel kimliğini ve kişiliğini yaşamakla birlikte dünyadaki tüm insanlarla iletim içinde olmanın çok daha anlamlı ve yararlı olduğuna, olacağına inanmaktır dünya vatandaşlığı…
Niye?
Çünkü günlük hayatımızda bize etki eden nice konular var ki dünya çapındaki gelişmeyle birebir ilgili.
Kullandığınız petrolden tutun da internetten cep telefonuna kadar hemen her şey küresel bağlamda şekillenmiyor mu?
Yine Dünyanın bir yerinde olan bir olay anında dünyanın her yerinde duyuluyor ve bilinmiyor mu?
Gizli saklı bir şey kalması artık mümkün değil. İnsanlar ellerindeki minicik cihazlarla bütün dünyayı avucunun içine alabiliyor artık. 
Dolayısıyla geleceğini biçimlendirmek isteyen bir kimse de dünyadaki gelişmelere paralel adım atmak zorundadır. Aksi takdirde dünyadan kopuk ve dolayısıyla dışlanmış bir şekilde yaşamak zorunda kalır. 
Bilgi çağının dışında kalan hiçbir kimse de gelecekte varlığını sürdüremez. 
Bilgi çağına ulaşabilmek için de bilgi teknolojileriyle ilgilenmek gerekmektedir. 
Bu ön bilgilerden yola çıkarak kendimizi değerlendirdiğimizde fark ederiz ki insanın kendi bilgi birikimi, kültürü, imkanları ne kadar çok olursa olsun, bir başka dünyanın kültüründen, enerjisinden bilgi birikiminden faydalanma ve sinerji almayı beceremezse kaybetmeye mahkum oluyor. 
Bu konuda aşırı milliyetçi ve etnik duyguların öne çıkartılması kendimizi içe kapatmaktan ve karşımızdakinden maksimum fayda sağlamaya engel olmaktan başka bir işe yaramıyor. 
Özellikle Avrupa’ya gelmiş gurbetçilerimiz bu gerçeği artık kabullenmek ve kendilerini bu açıdan yeniden sorgulamak durumundadır. 

 

Bu yazı 129 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar