Avrupa'daki Türklerin psikolojik durumu
Erdinç Üstündağ

Erdinç Üstündağ

Psikoloji ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Avrupa'daki Türklerin psikolojik durumu

16 Şubat 2019 - 01:24

Avrupa’da yaşayan Türkler arasında gerçekten psikolojik anlamda depresyon ve psikomatik vakalarda artış gözlendiğini söyleyebiliriz. 
Avrupa’da yaşayan, hayatlarını idame ettiren Türklerin birçoğu gerçekten önemli psikolojik mücadele ile uğraşıyorlar. Ama mevzuu şudur ki birçoğu psikolojik bir sıkıntı yaşadığının farkında değil. 
Aslında bir şekilde depresyon yaşadığını kişi algılamayabiliyor ve bu sebeple de destek almıyor. Tabii ki buraya gelen adına gurbetçi dediğimiz ilk kuşak çok daha sağlıklı. Niye sağlıklı? Çünkü bunlar kendileri buraya gelmeden önce gayet ayrıntılı, gayet ciddi hatta tam anlamıyla vücut açısından da sağlık kontrolünden bile geçirildikten sonra buraya geldiler. 
Çalışamayacak durumda olan kişiler zaten alınmadı. Şimdiki kuşaklar için ise böyle bir detay ve titizlik söz konusu olamadı. Fazla önem ve de destek görmedikleri için ikinci kuşak biraz daha problemli idi. Bugün bu konuların üzerine bir de bazı ırkçı yaklaşımların yaşanması bu sorunları artırır oldu. 
Şimdi bir de ana dilde destek söz konusu… Yani Türkçe destek olmaması psikoloji desteğini alma konusunu da engellemiş oluyor. Çünkü kendini ve duygularını, ailesindeki örf adet ve geleneklerin kendisine ansımasını anlatabilmesi ifade edebilmesi için Türkçe konuşabilmesi çok önemli. Kendi örf ve adetlerini anlaması bakımından da Türkçe bilebilmesi önemlidir.
Bu açıdan gerek eğitimcilerimizin gerek yöneticilerimizin bu konuda da ciddi çalışmalar yapması gerekiyor.
Temel olarak sorgulayan bir toplum değiliz. Bir Avrupalı ise böyle değil. Bir Avrupalı politikacı yanlış bir şey söylediğinde devlete ait bir şeyi kişisel amaçlı kullandığında seçmen çatır çatır hesabını soruyor.
Türk toplumu duygusuyla hareket eden bir toplum. İnancını çok öne çıkaran bir toplum. Bunun değişmesi lazım. Elhamdülillah Müslüman’ız ama Müslüman demek araştırmayan sorgulamayan, her şeye “evet” diyen değildir.” 
Psikolojik sorunlarla kendini psikologların odasına atanların ortak şikâyeti nedir?
İşte yukarıda saydığımız rahatsızlıklardır. Ve gurbetçilerin özel durumu öfke, stres, huzursuzluk, bunalım… Hepsinin temeline baktığınızda içine kapanıklık ve bencillik yatar… Almak vardır vermek yoktur. Paylaşmak duygusu yoktur. 
Bu gizli rekabetin bir değişik yansımasını Avrupa’daki gözlemlerimizden yola çıkarak söylemek istiyorum. 
Gurbetçi insanlar gurbet ortamına göre kendini geliştirmek ve bu amaçla eğitmek yerine genellikle rakibiyle boy ölçüşmek için uğraş veriyor.
Bu haliyle iğneyi kendine batırmadan bir diğer gurbetçi vatandaşa çuvaldız batırmaya kalkıyor. 
Bilgiden, teknolojiden, genel kültürden ve hele de manevi kültür pınarlarından beslenemeyen insan sürekli maddeyle uğraşmak durumunda kalıyor. 
Bir uçağın iki kanadı gibi olan madde ve mana durumunda sadece maddeden tarafa ağırlık verildiği için de hem kendisi hem çevresi maddi arenada dönüp duruyor
Hayatını tamamen maddiyata adamış, birikim yapmayı para kazanma, ev alma arsa alma olarak görmüş insanlar ne yapıyor? Bunlara kavuşmayı hayatının amacı gayesi yapıyor. Bu onu rahatlatıyor. Rahatladığını zannediyor. Aslında çok huzursuzdur.

Bu yazı 228 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar