Strasbourg’daki terör saldırısı enine boyuna ele alındı.

Strasbourg’daki terör saldırısı enine boyuna ele alındı.

Alternatif Gazete Genel Yayın Yönetmeni Zekeriya Şahin’in hazırlayıp sunduğu programın konukları deneyimli gazeteci Ömer Aydın ve Cojep International Genel Başkanı Ali Gedikoğlu çok soru işaretleri olan bu olayla ilgili görüş ve düşüncelerini bütün açıklığıyla MedyaTürk TV’de dile getirdiler.

10 Ocak 2019 - 02:11

Ömer Aydın : « Fransa’da özellikle son beş yılda hem halkın hem de yönetimin korkulu rüyası haline gelen terör belası terör saldırıları riski sözkonusu. Özellikle 2015’teki Paris saldırılarından sonra ha bu Gün ha yarın bir terör saldırısı olacağına dair bir beklenti vardı. Fransa hükümeti sürekli uyarılarda bulunuyordu. Ve 2005’ten buyana irili ufaklı terör saldırıları gerçekleştirildi. En sonuncusu da dün akşam Strasbourg’da, Fransa’nın önemli şehirlerinden birinde, Avrupa’nın başkentinde meydana geldi. Saldırı kısaca hem resmi hem de gayrıresmi kaynaklardan edinebildiğimiz bilgiler şöyle,  yerel saatle 20 :00 sıralarında Strasbourg’un tarihi bölgesi, bir ada, etrafında kanalların olduğu ve Noel pazarının da kurulduğu merkezi bir yerde şehrin doğu tarafından girilen oldukça tarihi bir köprüden girilerek gerçekleştirildi. Çok sıkı güvenlik önlemlerinin alınmasına rağmen yılda iki milyon kişinin ziyaret ettiği ve 449’uncusu düzenlenen Avrupa’nın en eski Noel pazarında araç girişlerine kapatıldığı halde içeri giren herkesin üzerleri aranarak girdiği halde silahlı bir kişinin buraya girdiği bilgisi verildi.  Ve ilk saldırısını güvenlik kontrolüne yaklaşık 300-400 metre sonra gerçekleştiriyor, 5 kişilik bir gruba ateş ediyor, burada bir kişi hayatını kaybediyor, daha sonra bu terörist 400-500 metre koşarak ilerliyor, Petite France dediğimiz bölgeye kadar gidiyor, burada başka birisine daha ateş ediyor, başından vuruyor, sonra bir taksi durduruyor ve şehrin doğusunda bulunan Neudorf’a daha doğrusu Strasbourg Emniyet Müdürlğü binasına doğru gidiyor, burada taksiden iniyor, polislerle çatıştıktan sonra kaçarak izini kaybettiriyor.  Fransa’daki terör olaylarInı gerçekleştirenlerin yüzde doksan dokuzu adi suçlardan yargılanmış, sabıkalı, hırsızlık, uyuşturucu gibi ahlaksız işlere girişmiş hükûm giymiş, cezaevine girmiş kişilerden oluşuyor. Dün akşamki saldırıyı gerçekleştiren 29 yaşındaki terörist de 27 defa hüküm giymiş, hem Almanya’da hem isviçre’de hem de Fransa’da suç işlemiş aynı profile sahip bir kişi. Hatta bir gün önce başka bir suçtan dolayı polisler evine gitmiş, sorgulamak için, fakat evinde bulamamışlar, yapılan aramada evinde bomba bulunduğu silah bulunduğu söyleniyor, fakat bu kişiyi bulmaya yönelik ciddi herhangi bir şey yapılmıyor. 

-Bu şahsın inançla ahlakla etik değerlerle alakası olmayan birisi olduğu aşikarken neden kasten ve bilerek tekbir getirerek eylemini gerçekleştirdi deniliyor ? Sarı yeleklilerin eylemlerini sonlandırmaya yönelik bir saldırı olduğunu iddia edenler de var, ne dersiniz ?

Ali Gedikoğlu :  « Biz de şahıs olarak da, kurum olarak da bu terör saldırısını lanetliyoruz. Cojep International olarak da şiddeti, terörü kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun toptan reddediyoruz, kınıyoruz. Sanki Fransa’da bu olayla beraber bir güvenlik sorunu, Fransa’nın iç bütünlüğüne yönelik kaos planı olduğunu düşünüyorum. Bir iç karışıklık organizasyonuyla karşı karşıyayız. Bu olayların arkasında birisi vardır, üst üste gelmiştir, bunlar ayrıca tartışma konusu, ama şu anda « sarı yelekliler » olaylarının Paris’te özellikle Av. des Champs-Élysées’de yaşanması noel döneminde turistlerin çok yoğun olduğu yerde ve zamanda yapılması o bölgedeki esnafların kepenk kapatması, ekonomik olarak zarar etmeleri, Strazburg’da iki milyon insanın ziyaret ettiği Noel Pazarı’nın hedef alınması, Fransa’ya çok ciddi bir ekonomik kriz ve kaos yaşatıyor.  İkinci yaşattığı şey çok büyük bir güvenlik sorunu ve zaafiyeti, yani Fransa’nın dışından Fransa’ya bakıldığı zaman herhalde turistler rahatlıkla bu ülkeye gidilebilirlikle ilgili kaygıları başladığını düşünüyorum. Yani Fransa’yı bir çok yönüyle vuran olaylar silsilesiyle karşı karşıyayız. Burada yaşayan Türk kökenli Fransız vatandaşı olarak sabah uyandığımızda biz ne hissettik, ya da diğer insanlar ne hissediyorlar ? Yani uzunca bir dönemdir müslümanlar üzerinde terör olayları gerçekleştiriyorlar, ve müslüman kimliği üzerinden geliştirilen bu terör olayları « Allahuekber » dedi denilerek daha fazla Fransa’da yaşayan müslümanlar töhmet altında bırakılıyor, yine Strazburg’da yaşanan terör olayı ile ilgili benzer bir açıklama yapıldı, Fransa’da yaşayan müslümanlar, Fransızlar, topyekün insanlar, yurttaşlar, halklar neredeyse son on onbeş yıldır sistematik ve bilinçli olarak yapılan terör olayları ve sonra kullanılan dil konusunda daha dikkatli ve titiz davranması gerektiğine inanıyorum. Medya, siyasetçiler,  STK’lar, dernekler daha dikkatli davranmalı, çünkü terörün orta ve uzun vadede hedeflediği amaca hizmet etme riski var, yani Fransa’da yaşayan farklı kültür ve inançtan gelen kesimlerin arasında bir uçurum oluşturmak istiyor terör, bir duvar oluşturmak istiyor, bu grupları biribirlerine yabancılaştırmak ve daha sonra çatıştırmak istiyor, dolayisiyle buna hizmet edecek bir dilden, bir üsluptan, bir yaklaşımdan herkesin kaçınması lazım. Velev ki terörist « Allahuekber » dese bile ki biraz önce Ömer açıkladı yani farklı şehirlerde terör eylemleri gerçekleştirenlerin arka planları çok kirli, ilişkileri karanlık, yani bunlardan bir dindar adam profili üretmek ister Hıristiyan olsun ister Müslüman olsun  ister Yahudi olsun bir dindar adam profili üretmek imkansız, dolayisiyle daha düne kadar esrarla, hırsızlıkla uğraşmış arka planI tamamen karanlık olan, daha eski de değil iki üç yıl önce karanlık olan adamların islami profille Fransız toplumunun karşısına çıkarılıp bunun üzerinden bir kanaat, yargı üretmek müsl¨manlara zarar verdiği kadar Fransa’nın sosyal bütünlüğüne, barışına, birliğine zarar veriyor, dolayisiyle halkları kamplaştırıyor, yabancılaştırıyor, ben Strazburg’da yaşanan bu terör olayından sonra özellikle bizim siyasetçilerimizin, medyanın, STK’ların yani bizlerin  daha doğru bir dil geliştirmemiz ve asla teröre prim olabilecek terörü cesaretlendirebilecek terörün hedeflerine ve amaçlarına yaklaştırabilecek bir dilden kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum. »

-« Sarı Yelekliler » olayı her tarafa yayılınca sanki yerlilerle yabancıları, ırkçı Fransızlarla yabancı kökenli Fransızlar arasında çatışmaya yönelik provakasyonlar da denendi galiba, bu konuda Paris’teki olayları yakından takip eden bie gazeteci olarak ne dersin Ömer ?

Ömer Aydın : « Bu sarı yeleklilerin çıkışı tabii ki 5-6 ay öncsine dayanıyor, yani daha sonra bir tepki hareketine dönüşmesinden önce 2-3 yıllık bir geçmişi sözkonusu, otoyol dışındaki yollarda hız sınırının 90’dan 80’e indirilmesiyle her arabada zaten bulundurulması zorunlu olan sarı yeleklerle tepkilerini anlatmaya çalışarak başladı. Hız sınırı tabelaların sarı yeleklerle kapatılması, radarların karartılması ve otobanlardaki ücretli geçişlerin kullanılamaz hale getirilmesi »

-« Geçenlerde Türkiye’de bir sarı yelek üreticisi fiyatları 20 tl’den 5 tl’ye düşürmüş, güya aklı sıra bu eylemin Türkiye’ye de sıçrayacaşını zannetmiş, Fransa’da her otomobilde zorunlu olan sarı yeleği zannedersem sadece bu eylemler için kullanıldığını düşünmüş olmalı ki hemen apar topar müdahale etmişler. Böyle fırsatçılar da var maalesef. » 

Ali Gedikoğlu : « Senin söylediğin akıllıca bir şey, başka bir malzeme gerekseydi gidip alacaktın, para vererek satın alacaktın, pratikliği açısından zaten her arabada mecburi olan sarı yelek orijinal bir fikir. »

Ömer Aydın : « Senin soruna gelmek istiyorum, ilk başlarda ve hâlâ öyle, sarı yelekliler hareketinin bel kemiğini oluşturan aşırı sağ, yani Fransa’da derin Fransa dediğimiz taşrada yabancı ve göçmenlerle çok içli dışlı olmamış, bunları tanımamış ve çok kolay bir şekilde yabancılara, göçmenlere tavır alabilen kişilerin oluşturduğu bir hareket. Fransa’daki aşırı sol da iktidara olan tepkiden dolayı aşırı sağın başlattığı bu harekete destek verdi, 

Ali Gedikoğlu :  « Bu da ciddi bir paradoks yani… »

Ömer Aydın : « Bir de şöyle bir avantajı var bu hareketin, bu kadar çok çabuk yayılması ve aşırı destek görmesi, çünkü herhangi bir siyasi sembol ve slogan kullanmıyorlar. Çok nadir sloganlarından bir tanesi ‘Macron istifa’ ve çok sık olarak da Fransız milli marşını seslendiriyorlar. Böylece hem sokaktaki vatandaşın sempatisini kazanıyorlar hem de güvenlik güçlerinin sert müdahalelerini engellemiş oluyorlar. Yabancılara karşı bir hareket haline mi geldi sorusuna da öyle bir niyetleri, ajandaları olabilir, fakat şimdiye kadar bunu dillendirmediler, » 

- « Başlangıçta masum bir eylem olarak başlamış olsa da (Türkiye’deki gezi olaylar misali) sonradan tahrik ve provakasyonlara uygun hale gelmesi ile toplumdaki farklı kesimleri çatıştırmaya zemin hazırlaması karşısında (mesela Fransa Türk Federasyonu’nun itidal çağrısı gibi) Strazburg Noel çarşısındaki silahlı eylemde tekbir getirdiğini yazan çizenlerin de bağlantılı olduğunu düşünürsek birlikte ve bir arada yaşama iradesine karşı provakatif bir durumla karşı karşıyayız. »

Ömer Aydın : « Onunla ilgili soru işaretleri var… Özünde zaten olağanüstü bir dönemden geçiyor Fransa, Fransa’daki yabancılar, müslümanlar çok hassas bir dönemden geçiyor gerçekten. Yöneticilerin, toplumun kanaat önderlerinin, herkesin dikkat etmesi gereken bir dönemden geçiyoruz. Kullandığımız her kelimeye, yaptığımız her harekete mensup olduğumuz kimliğimizden dolayı son derece dikkat etmek zorunda olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. » 
Ali Gedikoğlu : « Geçenlerde Lyon’a giderken sarı yelekliler otoyollarda bariyerleri açmışlar, ücretsiz geçiriyorlar herkesi, trafik ceza radarlarını karartmışlar, Strasbourg merkezde veya yakınlarda değil, taşrada otoyollarda, nasyonal yollarda, kavşaklarda şaşırdık, gelen geçiyor, gelen geçiyor, dedik ki ceza yazmasınlar bari, geri gelirken otoyoldan değil de nasyonalden gelelim dedik, ne olur ne olmaz, meğer zarar vermek için paralı geçişleri iptal etmişler. Ara yollarda da bütün kavşaklarda ateşler yakmışlar trafiği yavaşlatıyorlar, kendinizi birden farklı bir psikolojide hissediyorsunuz. Bu psikoloji insanı biraz endişeye sevkeden bir psikoloji, trafiği durduruyorlar, yol kesiyorlar, biraz cesurca bir girişim yani, bunun bir adım ötesi daha da ürkütücü, ilk defa ben irkildim, bu bir örgütün veya bir başka gücün yapabileceği bir hareket değildi, bu inanılmaz bir şey yani, o zaman ben olayın rengi farklı dedim orada kendim yaşayınca, görünce, burada üzerinde durulması gereken olay şu devlet bunu nasıl göremedi ? Bu iş bu kadar nasıl hafife alındı ? Fransa için grevler ülkesi deniliyor ya bundan dolayı belki hafife alındı, sonra bunu devlet burnunun dibine kadar gelmeden önce nasıl farkedemedi diye tartışmalar ve eleştiriler başladı, ben şöyle düşünüyorum, aslında Fransa uzun bir dönemdir siyasileri seçmenleri demokratik yöntemlerle uyardı, biz de içindeyiz, biz de siyaset yapmaya çalışıyoruz bu ülkede, insanların oy kullanma ve siyasete katılımı yüzde seksenlerden altmışlara, ellilere bazan da kırklara, otuzlara kadar indiğini görüyoruz, dolayisiyle Fransa halkı sandığa gitmeyerek demokratik yollarla tavrını verdi, değişin dedi yani, köklü sol ve sağ gelenek çöktü bu bile tartışılmadı, ne oluyoruz denmedi, sosyalist parti gibi Fransa tarihinde çok önemli rol oynayan bir partinin kapısına kilit vuruldu, Fransa siyaseti bir savruluş yaşadı yine ne oluyoruz denmedi, Fransa halkı baktI gördü ki sesini parlementoya duyuramayacağını anlayınca böyle bir süreç başladı. Bence burada siyasetin körlüğü çok ciddi bir şekilde tartışılmalı diye düşünüyorum. Birince tespitim bu. İkincisi de Strazburg’da meydana gelen terör olayından tedirginiz, rahatsızız, hiç kimse Fransa’da bu terör saldırısından dolayı kendini iyi hissetmiyor , sokaklar neredeyse boş, böyle bir kentte nefes alıp vermek hiç kimseye mutluluk vermiyor, dolayısıyla burada üzerinde durmamız gereken temel konu şu, bu olayların buraya gelişinin fark edilemeyişi Fransa’da sosyal bilimciler, sosyologlar, araştırmacılar, istihbaratçılar neredeyse son yirmi yıldır göçmenler, göçmen kökenli Fransa yurtdaşları medya ve siyasiler tarafından kullanıldıkları için ne yazık ki bütün enerji bu insanlara verildi. Dolayısıyla Fransız toplumu ne yapıyor, nereye gidiyor nereye evriliyor noktasında gerekli çaba ortaya konulmadı. Dolayisiyle bütün enerci, asıl tehdit asıl ekonomiye yük olan sorunlara harcanamadı, bir zaaf oluştu diye düşünüyorum ben. Böylece de « sarı yelekliler »i devlet göremedi, akaryakıt zammına karşı başlatılan hareket Macron istifaya dönüştü. Bütün bu yaşananlardan siyaset ders çıkarmalı. »


Ömer Aydın : « Terör saldırısı sırasında başından yaralanan Afgan asıllı müslüman ve milli görüş Eyüp Sultan Camii üyesi araba tamircisi Kamal isminde bir şahıs (ki maalesef hayatını kaybetti, yüzlerce kişinin katıldığı cena töreni ile defnedildi) ailesiyle birlikte gezintiye çıkmıştı, yine başka bir müslüman bayan da hayatını kaybedenler arasında. »


-« Sosyal medya üzerinden bir çok uydurma yalan haberler provakatörler tarafından istismar ediliyor, algı oluşturuluyor, söylentilere itibar edilmemeli, doğru olup olmadığı araştırılmalı, bu konuyla ilgili ne dersiniz Ali Bey ?

Ali Gedikoğlu : « Bu terör neyi amaçlıyor ? Ne yapmak istiyorlar ? Hedefe koyduğu gruplar veya amaçlar var, bunun üzerine hep beraber kafa yormalıyız diye düşünüyorum,  görünenin arkasında görünmeyen nedir ? 29 yaşındaki kirli karanlık geçmişi olan bir terörist « Allahuekber » diyerek geldi,Strazburg’un merkezinde, kalbinde ateş açtı, insanların üzerine sıktı, kaçarken çatıştı, resmi rakamlara göre 5 kişi hayatını kaybetti, onca yaralı var, bu görünen şey, bu fotoğrafın toplumun zihninde bıraktığı algı nedir : bu terörist arap kökenlidir, dolayisiyle müslümandır, Allahuekber demiştir, dolayisiyle müslümanlar yapmıştır gibi genel bir algı… Böyle genel algının insanlarda bıraktığı şey nedir : Ortadoğu’da Afrika’da Asya’da El-kaide, Bokoharam gibi terörist örgütler var, bunlar da oralardan etkileniyorlar, dolayisiyle bu terör olaylarını meydana getiriyorlar… Bu, siyasette ve medyada nasıl kullanılıyor : radikalizm, radikalleşme, islam, terör, cihat,cihadist… ve arkada bıraktığı kirlilik ne : müslümanlar potansiyel tehdittir, tehlikedir gibi bir algı oluşturuluyor. İşte bu algı ne kadar doğru ? Ne kadar anlamlı ? Ne kadar kıymetli ? Ne kadar isabetli ? Yani bu algı sahici mi ? Buradan nereye varılmak istenebilir ? Hepimizin bunun üzerinde kafa yormamız gerekiyor…  Bütün bu İslam üzerinden kurgulanan terör olaylarının, biraz önce ömer’in de söylediği gibi,  Fransız resmi kanallarının da ifade ettikleri gibi terör olaylarını gerçekleştirenlerin hakikaten kirli ilişkileri var, karanlık geçmişleri var, bırakın müslüman demeyi insan demeye bile insanların dilinin varmadığı kadar kirli insanlar...  Dolayisiyle bu kirli insanlar üzerinden müslümanlara, müslümanlar üzerinden Fransa’ya bir operasyon yapılmaya çalışılıyor, uç gruplar, siyaset ne yazık ki bu dili kullanıyorlar. Buradan ne hedeflendiği üzerinden ben şöyle düşünüyorum : Fransa’nın bütünlüğünün ve iç barışının hedef alındığını düşünüyorum. Çünkü Fransa homojen olarak Fransızlardan oluşmuyor, müslümanlar var, Avrupalı diğer etnik gruplar var, neredeyse 20-25 milyon farklı gruplar var, müslümanlarla Fransız toplumu arasında bir uçurum oluşturursanız biribirlerine karşı güvensizliği arttırırsanız ki en önemlisi güvensizlik, çünkü güvensizlik orta vadede çatışmayı beraberinde getirecektir, yani güvensizlik şüpheyi beraberinde getirecektir, sanki bu terör olayları müslümanlarla diğerleri arasında bir güvensizlik, şüphe, düşmanlık, nefret,  daha sonra da farklı hesapların olduğunu düşünüyorum. Ben buna müsade etmememiz gerektiğini, Fransa’da bir arada barış içinde yaşauabileceğimiz bir toplumu inşa etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda STK’lara, müslüman kanaat önderlerine, müsluman topluma, medyaya, siyasetçilere, o derin devlet aklına çok büyük sorumlulluklar düştüğüne inanıyorum. Bu konuda hepimizin daha dikkatli bir dil kullanması gerektiğini düşünüyorum. Yani « Allahuekber » dedi gibi, islamcıydı falandı filandı, hayır kardeşim, bu adamın islamla, müslümanlarla sadece ismi dışında hiç bir bağı yoktur, karanlık bir geçmişi vardır. Genel olarak bunları düşündüğümüz zaman, Türk kökenli müslümanlarız, Fransa’nın müslüman vatandaşlarıyız, bugün Strazburg’da Türklerin şu kadar camiisi vardır, bunların 20-30 yıllık geçmişine biz hakimiz, terörle hiç bağları yoktur, bu hiç bağları olmayan müslümanları, o müslüman mahallesinden hiç geçmemiş, o mahalle ile çocukluğunda, gençliğinde hiç bir irtibatı olmamış bugünkü teröristi irtibatlandırmak çok büyük bir haksızlıktır, Fransa’ya haksızlıktır, Fransa’nın bütünlüğüne ve iç barışına haksızlıktır. Onun için ben diyorum ki Fransa’nın bütünlüğünü ve iç barışını, çok kültürlülüğü ve birlikte yaşamayı hedef alan bu terörün karşısında durmalıyız, bunun için de ilk önce medya, siyaset ve toplum olarak terörün işine yarayacak söylemlerden dilden kesinlikle kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum. »

Ömer Aydın : « Biraz önce dediğiniz gibi müslümanlara haksızlık tabii ki, aynı zamanda Fransa devlet aklına da şundan dolayı haksızlık : Strazburg’daki camileri, dernekleri hepimiz biliyoruz, bir profil çıkardığımızda teröristlerin %99’unun bu camilerden uzak olduğunu görüyoruz. Başka bir uzak dünyada yetiştiklerini anlıyoruz. Şunun altını iyice çizmekte fayda var aynızamanda, Fransa’da müslümanlar arasından çıkan kişiler nerede radikalleşiyorlar : hapishanelerde, cezaevlerinde tabii ki… Yani  bu toplumun kontrolünden devletin kontrolüne geçen kişiler bunlar… Yani devlet bu kişilerin özgürlüklerini kısıtlıyor, teslim alıyor, devletin şemsiyesinin altına girdikten sonra birden bire canavarlaşıyorlar… »

Ali Gedikoğlu :  « Yani müslümanların etki alanlarında, camilerde, okullarda radikalleşmiyorlar, tam aksine devletin hakim olduğu alanlarda mekanlarda radikalleşiyorlar, evet, senin de dediğin gibi, burası çok önemli, üstelik bu insanlar uyuşturucu, esrar gibi karanlık ve kirli ortamlardan dolayı hapse düşüyorlar ve buralardan geliyorlar yani bunun üzerinde ciddi ciddi düşünmek lazım… »

Ömer Aydın : « Fransa’daki cezaevi sistemini biraz düşündüğümüzde bunun bir sorumlusu varsa devlettir, gereken önlemi almamıştır, 24 saat gözetlenen bir yerde bu insanlar hangi amaçla veya nasıl radikalleşiyorlar, beyinleri yıkanıyor, bir şekilde bunlara şiddet empoze ediliyor, ve bunu çıktıktan kısa bir süre sonra, en son örnekte olduğu gibi, harekete geçiyorlar. »

Ali Gedikoğlu : « Bir çok komplo teorisi üretilebilir, bu olayla birlikte sarı yelekliler hareketi gündemden düştü, bunun üzerine bir sürü şey söylenebilir, uzun süre yakalanalmaması vs, ama en nihayetinde bizim şu anda komplo teorilerinden daha ziyade burada yaşayan Fransa yurtdaşı insanlar olarak biz bu terör saldırısından nasıl etkileniyoruz ? Psikolojimiz ne ? Ailemiz nasıl etkileniyor ? Sokakta nasıl etkileniyoruz ?  Ekmek aldığımız ekmekçi ne düşünüyor ? Acaba bütün bu yayınlardan, kirlilikten benim mahallemdeki ekmekçi nasıl etkilendi ?  Bana düne göre nasıl bakıyor ? Bizim bütün enerjimizi buraya yoğunlaşorımamız lazım. Yani bu orta ve uzun vadede bir birikmeye doğru giderse Fransa’nın iç barışına zarar verir. Biz bunu önlemeliyiz. Buna kafa yormalıyız. » 

Bu haber 681 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x