Müslümanlara yönelik “kurgu-algıya” dikkat

Müslümanlara yönelik “kurgu-algıya” dikkat

Bilgisayar mühendisi, AKEAD Yazılım ve Bilişim Uzmanı Fatih Karakaya Genel Yayın Yönetmeni Zekeriya Şahin’e Fransa gündemini değerlendirdi. Karakaya değerlendirmesinde STK’lara önemli sorumluluk düştüğünün altını çizdi.

07 Nisan 2018 - 22:07 - Güncelleme: 07 Nisan 2018 - 22:13

Alternatif Haber Ajansı (AHA) - Bilgisayar mühendisi, AKEAD Yazılım ve Bilişim Uzmanı Fatih Karakaya Genel Yayın Yönetmeni Zekeriya Şahin’e Fransa gündemini değerlendirdi. Fatih Karakaya, Türkiye ziyareti kapsamında AKEAD’a yaptığı ziyaret vesilesiyle Zekeriya Şahin’e önemli açıklamalarda bulundu. Karakaya özetle şunları ifade etti:

“Fransa gündemine baktığınız zaman insan şaşırmadan edemiyor. Türkiye’nin 90’lı yıllarda yaşadığı dönemi tekrar yaşıyorlar. İrticai kavramlar Fransa’da gündem olmaya başladı. İnsanlardan o kadar korkuyorlar ki. Suriye asıllı bayan yarışmacıyı hatırlarsınız. O Ses Türkiye’deki gibi bir yarışmada çıkmıştı. Mini etekliydi, yarım başörtülüydü ve makyajlıydı. Ama bu bile Fransa’daki irticai paranoya içindeki kimseleri tedirgin etmişti. Kızı linç etmekten beter ettiler. Niye? Tek sebep ne olursa olsun o kız Müslüman olduğunu söylüyordu.

Düşünün bu kız “katil hükümetimiz” demiş, “devlet” değil hükümet diyor. Ve bir iki defa da komplo teorisi anlamında tweet atmış çok önceden. Çocuğu istifaya zorladılar.

Gerekçe neydi? “Artık Fransa’da İslamcılar İslam’ı getirmek için bu tür şirin yüzleri kullanıyor.”

Baktığımız zaman kızın neresi İslami hassasiyetlere uygun? Ama buna rağmen acayip bir korku var Fransa’da… Hatta bu insanlar Avrupa Birliğinin Fransa’nın Hristiyan Yahudi birliğini yok etmek için kurulduğunu iddia ediyorlar. Özellikle Afrika’dan Türkiye gibi ülkelerden Müslüman gömen getirip Avrupa Birliğinin kültürünü yok etmek fikrine ciddi ciddi inanıyor ve savunuyorlar.

Siyasilerden bile inanan var

Artık siyasiler de buna inanıyorlar. Aklı başında gazeteciler söylüyorlar. Bu nereye kadar?

Bize yıllarca dediler ki “başörtüsüyle mi okumak istiyorsunuz, kendi okulunuzu kurun ve okuyun” diyorlardı. Şimdi “siz kendi aranızda kalıyorsunuz” paranoyası çıkardılar. Bununla da kalmayıp şimdi “radikallikle savaşma” adına bu okulları istedikleri zaman kapatabilecekler.

Koskoca devlet broşürlerinde radikalliğin tanımını yaparken, “radikaller zayıf olurlar, sık sık oruç tutarlar” diye yazar mı? Bunu yazmışlar, sitede bakın göreceksiniz. Ve bunlar resmi tanımlamalardır.

“Cihadist olur” ne demek?

Son yıllarda özellikle sonradan Müslüman olmuş insanlar üzerine çok gittiler. “Sonradan Müslüman olanlar kesinlikte terörist olur” algısını yaymak istediler. Nerede içkici ayyaş tip varsa hayatlarına böyle devam etsinler, Müslüman olurlarsa terörist oluyorlar diye algı oluşturdular. Cihadın illa savaş olmadığını, gidip kendini patlatma olmadığını kabul etmiyorlar. Ve bugün “Allahü Ekber” diyen herkesi terörist ilan ediyorlar. Bu bizim ibadette kullandığımız kelime iken bu kelimeyi kullananları terörist slogan atan potansiyel terörist sayıyorlar. Aslında bu tür kavramları özellikle kullanmak ve korkutmak için seçiyorlar. DEAŞ’ı İslam Devleti olarak kabul ediyorlar. O halde Türkiye’de inan ne kadar Müslüman varsa bu devletteki gibi algılamak istiyorlar.

STK’lara büyük iş düşüyor

Bu büyük tehlikeye karşı STK’lar büyük üye potansiyeline sahip kurumlar bu konuda resmi otoriteleri ikna etmeye çalışmalıdır. O STK’lar bu tür konulara kafa yormayıp sadece kendi faaliyetlerini doğru olarak görüyorlarsa devam etsinler. Oysa gerek inancımıza, gerek kültürümüze hizmet etmek için bugün bir tek metot yok. “Biz sadece cami açarız” ile “biz sadece siyaset yaparız” demekle bu olmuyor. Cami açılacaksa açılması gerekiyor ama bunu yapanların “siz siyaset yaparak bizim cami yapmamızı engelliyorsunuz” demek çok yanlıştır.

Siyasi alanda muhatap olmak ve bir taraftan da tabanın olması gerekiyor. Ama biz söz konusu birçok STK ile Filistin konusunda beraber olamadık. Türkiye konusunda da ortak tavır alamadık.

Gerçekten üzücü bir durumdur bu. Bazı STK’lar Cumhurbaşkanına mektup gönderdiler. “Valileri ayağa kaldıracağız” dediler ama yerel siyasetçilerin terör örgütünün bildirilerini imzalamasını engelleyemediler.

Oy potansiyelinden, baskıdan korkan bu insanlara birlik beraberlik deyip herkes kendi çalışmasına önem verirse maalesef sonuç alamayız. Yani bizim dinlenmeye lüksümüz yok. Çok büyük saldırı altındayız. Mesele sadece Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil, sadece AK Parti meselesi değil. CHP de aynı politikayı gütse bu saldırı CHP’ye de yapılırdı. Bize dayattıkları bütün kuralları kabul ederseniz sizden iyisi yok. Ama böyle yapıldığında da tam bağımsızlığınızı kazanamazsınız. Daha dün Abdülhamit Hanın örneği ortada… Bunlar ortada iken kalkıp “AK Parti’nin İslamcı politikaları diktatörlük politikaları” demek anlamsızdır.

Bu haber 79 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Cuma Kılıç hayatının romanını yazdı
Cuma Kılıç hayatının romanını yazdı
Romatoid artrit nedir?
Romatoid artrit nedir?