« Her habbe Allah’ı zikreder, tesbihi en iyi Türkler çeker »

« Her habbe Allah’ı zikreder, tesbihi en iyi Türkler çeker »

Tıpkı hat sanatı, ebrû sanatı gibi Türklerin elinde ve ustalığında XIX. yüzyılda zirveye erişmiş bir sanat olan tesbihçiliği Avrupa’da yaşatan esnaf, işadamı Murat Ataş’ın misafiriydik. Fransa’da kendi evinde Türk Kültürümüze uygun hazırladığı odada koleksiyonunu muhafaza eden Murat Ataş’a « tesbihlerin efendisi » demek yanlış olmaz. Sadece tesbih değil, eski köstekli saattlerden oluşan bir koleksiyonu daha var. Kur’an’da tesbih de yok diyen “Kur’an’daki İslam” adı altında sanatımızı, kültürümüz

01 Haziran 2019 - 18:54

Arkadaşlar bir gün tesbih muhabbeti ediyorlardı
Bir tesbihçiyle de canlı yayında görüntülü olarak konuşuyorlardı. Orada ben de tesadüfen bulunuyordum. Sohbet eden arkadaş dedi ki belki bu arkadaşım da ilgilenir dedi beni göstererek. Tesbihçiyle konuştuk, bir kaç tesbih gösterdi bana. O zamana kadar hiç ilgim alakam yoktu, elime bile almıyordum. O görüşmede bir kaç tane tesbih beğendim, gönderdi, derken hoşuma gitmeye başladı. Daha sonra araştırmalar yaptım, tesbihin tarihçesine baktım, atalarımızın ne kadar önem ve değer verdiklerini öğrenince ayrı bir sempati oluştu.
Tesbihi bugün Türkler kullanıyor ama ta Peygamber Efendimiz(S.A.V)’den gelen bir adet. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) hurma ağaçlarından tesbih yapar zikir çekermiş. Ecdadımız daha sonra bu işi daha bir sanat olarak devam ettirmiştir. Günümüzde Katar, Kuveyt gibi ülkelerde çok üst seviyede kolleksiyon yapanlar mevcuttur.

Kuka yer yüzünde tek bakteri barındırmayan bitki
Eldeki tüm bakterileri yok ediyor. Eskiden doktorların elinde bürokrat boy dediğimiz kuka tesbihler oluyordu. Ellerini dezenfekteyi bununla yaparlardı. Artı Osmanlı zamanında padişahların yanına yabancı sefirler, ziyaretçiler vs görüştürülmeden 45 dakika önce bir odaya çekilerek bu tesbihten çektirirler ve böylece ellerdeki zehirli madde ile tokalaşırken muhtemel bir zehirlenmeyle suikastları önlerlermiş. 

Kuka, Arjantin’de yetişen bir meyvenin çekirdeğidir
Eskiden çok değerliymiş. Bunun sebebi de Amerikalılar bu çekirdeği ilaç sektöründe kullanıyorlarmış. Bütün çekirdekleri onlar toplarlarmış. Bu sebepten piyasada çok az bulunurmuş. Daha sonra kuka çekirdeğine alternatif bir madde bulununca ilaç sektöründe eski değeri kalmamış ve fakat tesbih ustalarının elinde değerini bulmuştur. Şunlar Osmanlı zamanından kalma kukalar, bunlar da Cumhuriyet dönemi ustaların kukaları. 

Kukadan başka, yusiriden, yansımalı katalinden ardıç ağacından, mercan işlemeli kınalı kuka, sıkma dediğimiz yeni bir üründen yapılanlar, fildişinden, deve kemiğinden, Amerikan elmasından, ışığın durumuna göre yedi renk alan volkanik taşlardan, Fransa’da kullanılan galelit denen özel bir malzemeden, Osmanlı döneminden baga diye adlandırılan ve değişik renklerde şişirme yöntemiyle yapılandan, çok özel bir tesbih olan misk-i amber diye tabir edilen ve parfüm sektöründe kullanılan ve yunus balığının kusmuğunun okyanusun altında binlerce yıl kaldıktan sonra taşlaşmasıyla oluşan ve çok nadir bulunan ve de yaklaşık bende bir senedir var ve hala çok hoş bir şekilde kokan (ki ben denedim gerçekten çok güzel kokuyor) malzemeden, Oltu taşından, bufalo boynuzundan, kehribarlardan oluşan çok geniş bir tesbih koleksiyonum var. 

Eski kültürümüz daha sonra maalesef bize unutturulmaya çalışılmış
Mesela kehribar tesbihiyle ilgili II. Ahmet’ten bir kıssa aklıma geldi : II. Ahmet yaptırdığı camide kaç kişinin gelip ibadet ettiğini belirlemek için vezirine « caminin girişinde duracaksınız, namaza gelen herkese birer tane tesbih vereceksiniz » der. Bu şekilde kaç tesbih dağıtıldıysa namaza gelenlerin sayısı belirlenirdi. 

Benim rahmetli babaannemin 99’luk kukası vardı
Her zaman derdi ki « bu benim cenazemi kaldırır» Biz o zamanlar ne demek istediğini anlayamazdık. Merak da etmezdik doğrusu. Ama bir gün bir kuka ustasından öğrendim : Kuka eskiden Osmanlı zamanında kız istemeye giden erkeğin mutlaka bulundurması gereken bir tesbihmiş. Yani mihir gibi bir şey. Kız istenip alındıktan sonra o kuka tesbih geline verilir ki gelinden önce damat vefat ederse o kuka tesbihi bozdurup cenaze masrafları karşılanırmış. O kadar değerli yani.

Önemli olan kuka değil, ustanın sanat marifeti, ustalığıdır
Çok çok üst düzey tesbihler yapan ustalarımız var. Tabiri caizse şampiyonlar ligi dediğimiz İskender, Horozun Salih, Beylerbeyi Galip gibi ustalar Osmanlı zamanının en tanınmış ustaları. Bunların tesbihini elde etmişsen gerçek bir koleksiyonersin ve bu işte olmuşsun demektir. Hamdolsun bende bu ustaların tesbihlerinden var. 

Kehribar koleksiyonumu özel bir yerde muhafaza ediyorum
Kehribar tesbihi de kısaca anlatayım : Çam ağaçlarının reçinelerinin toprağa düşmesiyle en az 3 ila 5 milyon yıl toprağın  altında kalarak  meydana gelen taşlaşma ile kehribar tesbihi ortaya çıkıyor. Kehribar, sağlık açısından da çok faydalı. Mesela, çocuklarda sarılığa bire birdir. Guatr hastalığına bire birdir. Kan dolaşımını dengeler. 
 Kehribarın en önemli özelliklerinden biri de belli bir süre sonra tesbihi çeken kişi ile nabız ve kalp atışlarıyla uyumlu hale gelmesi. Başka birisine verilirse belli bir süre sonra çeken kişiyi yabancılar ve küser. Çünkü alıştığı kişiyle uyumu bozulmuştur. 

Yusiri tesbihten de kısaca bahsedelim

Yusiri okyanusun derinliklerinden çıkan siyah mercandır. Kırmızı mercan çoktur ama siyah mercan çok nadirdir. Bu tesbih şu anda bile canlı bir hayvandır. Şöyle ki, siyah mercan çok çekingendir, kırmızı ise istilacıdır, siyahları istila edip soyunu tüketmişler, bu sebeple şu an okyanusta çok az mercan var. Bu elimde görgüğün yusiri tesbihin bir özelliği de Allah-u-Teala’nın 99 isminin tesbihin her habbesine üç isim yazılarak  danelerine işlenmiş olması. Esma’ül Hüsna dediğimiz bu tesbih Mısır’da bir buçuk ay uğraşılarak işlenmiş. 

Yansımalı katalinden Osmanlı zamanında yapılan tesbih
Katalin eski objelerden yapılan ürünlere denir. Sanki fosforlu gibi ışığın yansımasına göre renk değiştiriyor. 
Bütün tesbihler bir yana bu rahmetli babamdan kalan tesbih bir yana. Rahmetli babamın hediyesi oltu taşı tesbihini hiç değiştirmeden aynen muhafaza ettim.
 
Her habbe Allah’ı zikreder, tesbihi en iyi Türkler çeker 
Çok tanınmış tesbih ustalarından biri yaptığı tesbihin zikir maksadı dışında çekildiğini görünce tesbihini geri alıyor, o kişiye satış yapmıyor. Tesbih çekmenin bir adabı vardır. Tesbihi kalb hizasına getireceksin, dilini damağına yapıştırıp zihninde Allah’ı zikredeceksin. Bunun haricinde başka türlü çekilen tesbihin bizim örf ve adetlerimizde yeri yoktur. Dediğim gibi tesbihin de bir adabı usulü vardır. 


Bu söyleşimizde maksat gençlerimizi bilgilendirmek, atalarImızın, geçmişimizin, ecdadımızın bu şeylere ne kadar önem verdiğini öğrenmelerini sasğlamak. Koleksiyon yapmak çok önemli değildir tesbihte. Önemli olan değerini anlamını bilmek, gençlerimize kültürümüzü tanıtmak. Maksadımız tesbih sanatını Avrupa’da Fransa’da canlandırmak. Ben herkese psikolojik olarak rahatlatan, adeta terapi yaptıran, sakinleştiren tesbih ve benzeri koleksiyonlarla uğraşmalarını tavsiye ediyorum. 

Bu haber 395 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x