Fatih Karakaya Gündemi Değerlendiriyor

Fatih Karakaya Gündemi Değerlendiriyor

Oriw Türkiye Temsilcisi, bilişim uzmanı, ekolojist, MedyaTürk Info muhabiri, 4 senedir İstanbul’da yaşıyor, çifte vatandaş, gazeteci Fatih Karakaya ile Türkiye’de 31 Mart’ta gerçekleşen yerel seçimler başta olmak üzere Fransa’daki sarı yelekliler hareketi, Avrupa’da yükselen ırkçılık, ayrımcılık ve İslamofobya gibi konuları ele aldık.

22 Nisan 2019 - 14:38

31 Mart seçimlerinin sonuçlarını 
nasıl anlamalıyız ?
Öncelikle şunu iyi irdelemek lazım, bu seçimin galibi yine Ak Parti. 17 yıl sonra hâlâ %44, ittifakla birlikte %52 oranında oy alan bir parti var. Bu sonuçlara göre halk açıkça referandumdaki oranı tutturarak Cumhurbaşkanımızı desteklediğini ve yeni sistemi onayladığını göstermiş oldu. Tabi bu zaferde insanlar Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesinin burukluğunu yaşıyor. Her ne kadar İstanbul’da itirazlar sayımlar devam etse de her şeye rağmen bir burukluk var, farkın bu kadar az olmasından dolayı.
İstanbul’da adayla iygili bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Türkiye genelinde ekonomik nedenlerden kaynaklanan sıkıntılar ve özellikle algıların muhalefet tarafından çok iyi yönetilmesi gibi sebepleri gösterebiliriz.
 Öte yandan halkımızda bazı çelişkiler de var : mesela Ankara’da Özhaseki niye kazanamadı diye soruyorum diyorlar ki Ankaralı değil. Beri taraftan diyorlar ki her tarafa Trabzonlu Rizeli doldu. Bizim millet bunu kabullenemiyor nedense. Oysa hemşerilerimizi kayırırız, başkaları yapınca da itiraz ederiz. Ama şu kesin ki halk bir mesaj vermek istedi, bu adayları istemiyorum dedi. Teşkilatlar artık gerçekten eskisi gibi çalışmıyor. Sıkıntı var. Bu seçimde bir çok kişi ile görüştüm, müşahidlerin iyi seçilmediğini bir çoğunun gerektiği gibi ilgilenmediğini söylüyorlar. 
Bu mesajı da anlamak zor. Çok ilginç, ben mesaj vermek istesem İstanbul’da büyükşehirde Binali Bey’e, ilçede başka partiye veririm, bu nasıl oldu ? İlçelerin çoğunu kazan büyükşehiri kaybet, bu normal değil. Bu durum şaibe ihtimalini daha da yükseltiyor, mantıklı görülmüyor. O yüzden itirazlar bu kadar devam ediyor. Belediyelerde belli bir süreden sonra oyların düşmesi doğal görülebilir fakat burada anormal bir durum var. 
Seçmenin Ak Parti’ye verdiği bir diğer mesaj da MHP ile ortaklığa evet fakat aşırı milliyetçi söylemleri bırak. Bir de CHP’nin adaylarının camilere gitmeleri, Kur’an okumaları bizim tarafımızdan inandırıcı gelmiyorsa içki fabrikaları açmak vs gibi uygulamalar da karşı tarafa inandırıcı gelmiyor. Bu sebeple ilkelere ve prensiplere aykırı şeyleri vadetmek çok saçma bulunuyor. 
Bu konuda Saadet Partisi’ne de bir çift sözüm olacak : Ak Parti yapınca göstermelik diyorlar, Chp yapınca takdir ediyorlar. Sonuçlardan rahatsızlık duymuyorlar, zerre kadar sorgulamıyorlar. %2’ye ulaşamadıkları halde hâlâ zafer bizim diyorlar. İttifak yapıyorsunuz denilince iftira diyorlar, Ak Parti’nin oylarını bölmeyi ittifak olarak görmüyorlar, görmemezlikten geliyorlar. Saadet Partisi bu seçimde kendisini Ak Parti karşıtı bir ittifakta konumlandırmıştır. Bundan böyle seçimler ittifakla gerçekleştirilecektir. Eğer böyle devam ederlerse milletten azar i*itmeye devam edeceklerdir.
Türkiye’den Fransa’yı çok iyi gözlemliyorsun, Fransa’da olup bitenleri yakından takip ediyorsun. Gözün kulağın Fransa’da adeta. Ne dersin ?
Sarı Yelekliler hareketi başladığı günkü gibi devam ediyor, hiç kimse bu kadar uzun sürebileceğini ön görememişti. Daha önce de söylemiştim Macron’un geri adım atmayacağını, başbakanı değiştirerek yatıştırma olacağını düşünüyordum, fakat bunu yapmadı. Sarı Yelekliler’in kalabalığından çok yaptıkları gürültû patırtı daha ön plana çıkıyor. 67 milyonluk Fransa’da  tabii herkes eylem yapacak değil fakat 40-50 binlik bir hareket olan Sarı Yelekliler’in sayısı değil çatışma görûntüleri daha çok ön plana çıkıyor. Bütün dünyada ve Türkiye’de dahil bu böyledir ; merkez medya iktidarla kavga etmek istemez, bunun en büyük sebebi de medya patronlarının iş dünyasından olmaları. Karşılıklı çıkar ilişkilerinin olması diyebiliriz. Bu Fransa’da da böyledir. Sarı Yelekliler’i özellikle antisemit, Yahudi düşmanı gibi gösterme, itibarsızlaştırma çabaları vs bundandır. Fakat tabii bu güne kadar bu çabalar tutmadı. Tutmaz da. Nereye kadar gider bilmiyorum, kestirmek güç. Mayıs’ta Avrupa Parlementosu seçimleri var, orada alınacak sonuç çok önemli, Macron’un durumu oradan belli olacak.
 
Mayıs’ta Fransa’da yapılacak Avrupa Parlementosu seçimleri ?
Avrupadaki Türkler olarak Türkiye siyaseti ile yakından ilgilenmiş olabilirsiniz, Türkiye’deki bir partiye gönül vermiş de olabilirsiniz, fakat Avrupa’da yaşadığımız zaman ortak çıkarlarımız var, kim olursa olsun hangi görüşten olursak olalım Avrupa’da yaşadığımız ülkelerin Türklere yaklşımı belli, sözde Ermeni soykırımı iddiaları belli, dolayısıyla bu iddiaların ve yaklaşımların önüne geçebilmek için siyasi olarak güçlü olmak zorundayız. Bu güne kadar bunu yapan PEJ (Parti Égalité et Justice ) var. Bu seçimde de Paris bölgesinden Hüseyin Karaoğlan kardeşimizi aday gösterdik. Seçimlere katılmak oy kullanmak bile büyük bir gelişme. Ki zaten oy kullanma oranının çok düşük olduğu Fransa’da bir partinin varlığı söz sahibi olabilmesi %5’lerde başlıyor, İki turlu seçimlerde pazarlıklar vs %5 çok önemli. Dolayısıyla PEJ’e destek vermek gerekiyor. Belki Türkiye’deki görüşlerimiz farklı ama orada muhakkak destek verilmesi gerekiyor. Kimi amatör diyor, kimi beceriksiz diyor, kimi kaale almıyor, ama bu insanlar büyük bir özveri ve cesaret örneği göstererek bir şeylerin değişmesi için mücadele örneği veriyorlar. 
Daha iyisini yapabiliyorsan buyur, hem hiç bir şey yapmadan eleştir, hem de toplantılara katılmıyorsun  üye olmuyorsun aidat ödemiyorsun  yürüyüşlere katılmıyorsun. Buna birilerinin önayak  olması lazım ki önümüzdeki on onbeş yıl sonra çok daha farkli olsun. 
Bu seçimde de gidin oy kullanın, Türk partisini destekleyin, diğer ülkelerde oluyor da Fransa’da neden olmasın ? Desteklerinizi bekliyoruz…
 

Bu haber 259 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x