Erdinç Üstündağ’dan altın değerinde öğütler

Erdinç Üstündağ’dan altın değerinde öğütler

İşimize gelmeyen soruları sormazsak sonuçta doğru bir çözüm elde etmek pek mümkün olamaz. O bakımdan net ve samimi soruları sormamız gerekiyor : 1.Toplumumuz niye mutsuz ? 2.Niye boşanmalar çoğalıyor ? 3.Kumar bağımlılığı niye artıyor ? 4.Madde bağımlılığı niye artıyor ? 5.Sığınma evleri, gençlik daireleri gibi kurumlar bizimle alakalı niye yoğun bir faaliyet içerisinde ?

16 Şubat 2019 - 02:12

Doğru çözüm için doğru 
sorular sormak lazım

sorular sormak lazım
İşimize gelmeyen soruları sormazsak sonuçta doğru bir çözüm elde etmek pek mümkün olamaz. O bakımdan net ve samimi soruları sormamız gerekiyor :
1.Toplumumuz niye mutsuz ? 
2.Niye boşanmalar çoğalıyor ?
3.Kumar bağımlılığı niye artıyor ? 
4.Madde bağımlılığı niye artıyor ?  
5.Sığınma evleri, gençlik daireleri gibi kurumlar bizimle alakalı niye yoğun bir faaliyet içerisinde ?

Yaşı geldi diye kimse 
evlendirilmez

Evlilik, yaş geldiği için yapılacak  bir kurum değildir. Evlilik iki ortaklı bir şirket gibidir. Bir kurumdur aslında. Bu şirketin iki ortağı var, insan tanımadığı bir insanla ticari ortak olur mu ? Olmaz. Nasıl ki tanımadığın birisiyle ticari ortaklık kurmazsan evlilik de böyledir. Tanımadığınız birisiyle kurduğunuz evlilik kısa sürede ayrılmalara, boşanmalara sebep oluyor. Sonuçlar ortada. Şimdiki kuşak 30-40 yıl önceki kuşak değil. Günümüzde aşırı bir boşanma oranıyla karşı karşıyayız. Artık ailelerin bakış açıları da değişti. Aileler çocuklarına destek verdiklerini zannediyorlar, oysa zarar veriyorlar, farkında bile değiller. Gerekmediği halde arkasında durmak, çok destek verme çabaları, çok fazla müdahale etmek, çok karışmak fayda yerine zarar verebiliyor. Oysa çocuğa sorunlarıyla mücadele edebilmeyi ve ayakta kalmayı küçük yaşlardan itibaren öğretmek lazım. Çocuk düştüğü zaman hemen yardıma koşmamak lazım, kendi başına ayağa kalkmayı öğrenmesi lazım. Evli çiftlerin de sorunlarını kendi aralarında çözebilme yolunu bulmaları lazım. En ufak bir sorunda ailesini arayan çiftleri tanıyorum. Aileler kızlarına veya oğullarına sorunları kendi aralarında çözmeyi tavsiye edeceklerine haklı-haksız taraf oldukları için sorunlar çözümlenemiyor. 

Hayatta bazan 
duygusallığa yer yoktur

Eşler biribirilerini sevdikleri halde kumar alışkanlıklarını yenemedikleri için boşanmak zorunda kalıyorlar. Aile saadetinin bozulacağını bile bile kumardan vazgeçemeyenler var, birbirlerini çok sevseler de gelecekte daha büyük sorunlara meydan vermemek adına evin annesi çocuklarının geleceğini de hesaba katarak ayrılma kararı alabilir. Eğer çok seviyorsan bunun terapisi var, tedavisi var ; bunu bilim adamları da söylüyor bağımlılığın terapisi ve tedavisi var diye ; bağımlı şahıs diyor ki « 6 ay terapiye 500-600€ verecem, ya iyileşemezsem ? »  Peki, günlük 500€ kumara veriyorsun ya !..  Her gün daha da kötüye gidiyorsun !..  Üstelik seninle konuşmayan makinaya, adama para veriyorsun !.. Gel, biz bari senin derdini dinliyoruz, konuşuyoruz, tedavi ediyoruz !..

Derdini söylemeyen derman bulamaz demiş atalarımız. 
Sağlık çok kolay bir alan olsaydı ortopedi, KBB, dahiliye, cerrahi, psikoloji, onkoloji, diş, göz gibi kollara ayrılmazdı. Bir doktor her hastalıktan anlamak zorunda değil. 

Yeteneklerimizi 
sınırlandırmayalım

Çocuklara engel koymayalım, çocuklarımızın hayal dünyalarını bizler kısıtlamayalım, çocuk belki çok uçuk bir proje sunsa bile küçümsemeyelim, saçmalamakla suçlamayalım, geri zekalı demeyelim, fırsat verelim, bizim aklımıza yatmasa bile olabilir oğlum, olabilir kızım diyelim. Geniş bir vizyonla, hayalle yaşasın çocuklar. 

Sizin mutsuzluğunuzdan mutlu olanlar var
Aileler lütfen sorunlarını yakın çevreleriyle paylaşmasınlar, bazan bizim sorunlarımızdan mutsuzluğumuzdan mutlu olabilirler. Maalesef böyle insanlar var. Biliyorum, birileri boşansa, iflas etse, kaybetse, mutsuz olsa mutlu olacak insanlar var, başkasının çocuğunun başarısını çekemeyenler, kıskananlar var,böyle zalim bir dünyada yaşıyoruz maalesef, 
İnsanlarımız agresif. Bu da depresyona neden oluyor.  Depresyon büyük bir sorun. 
İnsanlarımız çok agresif, çok sinirli, çok sabırsız, çok öfkeli, tahammülsüz, hoşgörüsüzlük… Öfkemizi kontrol edemiyoruz. Din kardeşiyiz diyoruz, böyle inandığımızı söylüyoruz, bırakın kardeşliği düşman yapmaz insanlarımızın biribirilerine yaptığını. Bu nasıl bir öfke, nasıl bir sinir ki kendi milletinden olan din kardeşine kin ve nefret besliyor, onuruyla, haysiyetiyle, itibarıyla, çoluk çocuğun rızkıyla oynuyor ? Akıl alır gibi değil!.. Türkiye’deki kurumlarımız bu konularda daha çok çaba sarfetmeleri gerekiyor. Bu kurumların buralara gelip kapalı kapılar ardırda toplantılar yapıp gitmelerinin halkımıza hiç bir faydası yok, biz toplumun içindeki insanlarız, toplumun nabzını tutanlardanız, vatandaşlarla bire bir görüşenleriz, neredeyse konsolosluk işlemleri kadar aile ile görüşüyoruz,  gelip bizden görüş alacaksınız tabii ki, kim size bizim kadar, bizim Türk kökenli doktorlar, avukatlar, gazeteciler kadar net bilgi verebilir ? Yıllardır Türkiye’den yetkililer gelir gider bizimle muhatap olan yok. Bu konuda devlet büyüklerimizin dikkatini çekmek isteriz. Değilse bizim zaten işlerimiz başımızdan aşkın, kendimizin menfaati için istemiyoruz bunu, toplumumuz için istiyoruz. Çocuk ıslah evleri, ceza evleri, sığınma evleri yine dolu, kumar ve madde bağımlılığı gittikçe artıyor, bunlara çözüm bulma konusuna yönelmeliyiz. 
 

Bu haber 491 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x