Cuma Kılıç hayatının romanını yazdı

Cuma Kılıç hayatının romanını yazdı

Medya Türk Tv’de Zekeriya Şahin’in konuğu olan Cuma Kılıç hayatını anlatan kitabı Cuma Günü’nü anlattı. Kılıç hayatını değiştiren birçok olayın Cuma gününe denk gelmesinden dolayı eserine “Cuma Günü” ismini verdiğini söyledi

16 Nisan 2018 - 01:08 - Güncelleme: 03 Haziran 2018 - 15:19

Alternatif Haber Ajansı (AHA) - Cuma Kılıç hayatını anlatan kitabı Cuma Günü isimli romanıyla Medya Türk TV’nin Alternatif Bakış’ta Zekeriya Şahin’in konuğu oldu. Hayatını değiştiren tüm olayların Cuma gününe denk geldiğini bunların bir tesadüf olup olmayacağına okuyucunun karar vermesi gerektiğini ifade eden Kılıç eserde hayatının enteresan yönlerini hatıra tarzında yazmış. Kılıç eseriyle birlikte izleyicilere kendini tanıtmak için şu bilgileri verdi:

Kaderde gelmek varmış

“1975 doğumlu olup Avrupa’ya sonradan geldim. Öğrenimimi Türkiye’de yarım bırakıp geldim. Öğretmenlerime rağmen başarılı bir öğrenci olmama rağmen kader beni buraya getirdi. Babam ise buraya 1974’de gelmiş. Ben bir buçuk sene sonra da burada çalışmak durumunda kaldım”

Buraya geldiğinde biraz da geç kaldığını fark ettiğini söyleyen Kılıç yaşadığı kültür farkını ve Fransa’ya adapte durumunu şu cümlelerle anlatıyor:

“Burası çok yabancı, dil ayrı kültür ayrı. Kayseri’den İstanbul’a göçmek değil bizimki tamamen bir ülke değiştiriyorsun yani… İsteyerek gelmedim aslında. Hatta öğretmenlerim bile babama söylemişti. Ama “takdir tedbire galiptir” derler.

Yine bir Cuma günü

Kitabın Türkçe yazıldığını ama Fransızcaya da çevirmeyi düşündüğünü söyleyen Cuma Kılıç eserde Doğu Batı ikilemine vurgu yaptığını anlattı.  Kılıç şunları söyledi:

“Burada ilk kuşakla şimdiki arasında bir köprü görmek gerekiyordu. Geçmişi unutmayacaksın ki geleceğe sağlam adımlarla ilerleyeceksin. Buraya 65’lerde gelen var… Onlar neler yaşamış bugünkü gençler bilmeli… Söz uçup yazı kalıyor. O günlerde keşke yazsaydık. Halen de yazabiliriz… Babam şu an 80 yaşında, onu dinliyorum da onlar yaşayan ansiklopedi gibi… 50 yıl sonra on yıl sonra o yaşayan tarihi belki bulamayacağız. Buradaki nesle de bir ön ayak olma adına gelecek olan nesli de hem Fransızca hem Türkçe güzel ve kalıcı bir eser ortaya getirmek önemli bir hizmet diye düşünüyorum.

1960’larda Türkler nasıl gelmiş buraya değil mi? Üç gün boyunca trenden inmeyip adres soranlar olmuş… Bir mektup göndermek bir ay süreyi alıyormuş… Şimdi geldiğimiz durumda her şey çok daha iyi ama o zamanın da ayrı bir değeri vardı.”

Bu haber 1528 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x